İşsizlik Alarm Veriyor, Sanayi Daralıyor! Verilerde Uyumsuzluğun Olmadığı Alan Yok

2021 sonlarında açıklanan enflasyonla başlayan TÜİK verileri tartışması işsizlikle sürüyor. TÜİK’in birçok verisinde güvenilirlik tartışması sürerken, bir tartışma da teorilerde yani verinin elde edilme şeklinde yatıyor. Sanayi üretim ya da inşaat maliyetleri gibi birçok veride de aynı sorunlar göze çarpmaya devam ediyor.

Eski Hazine Müsteşarı olan CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Türkiye’deki işsizlik rakamları ve cari açık için yaptığı değerlendirmelerde çarpıcı veriler sundu.

Öncelikle mevsim etkisinden arındırılmış gerçek işsizlik verisine dair bir grafik paylaşan Öztrak, “Hükümetin başarısı, vatandaşlarına ne kadar iş bulabildiğiyle ölçülür. Gerçek işsiz sayısı mevsim etkilerinden ayıklandığında; Bir yılda 948 bin kişi arttı. Bunun 569 bini son bir ayda işsizler ordusuna katıldı’ ifadelerini kullandı.

“İşsizlik oranında dünyadaki rakiplerimizin arasında Surinam, Tanzanya, Belize var” diyen Öztrak, şu çarpıcı karşılaştırmayı da ekliyor: “Memleketimizde, işsiz vatandaşlarımızın sayısı ise 8 milyon 941 bin kişiye ulaştı. Bu, dünya üzerindeki 98 ülkenin nüfusundan fazla…”

Cari açık verilerini de Merkez Bankası’nın Kapalıçarşı’daki etkinliği üzerinden değerlendiren Faik Öztrak, “Saray’ın ‘Devalüasyon yoluyla cari fazla verme, uluslararası rezervleri artırma ve enflasyonu düşürme’ balonu patlamaya devam ediyor” dedi.

İlk 2 ayda verilen cari açığın geçen yılın yüzde oranında 54 üzerinde olduğunu ve yıl bazında öngörülerin yarısından fazlasının 2 ayda gerçekleştiğini açıkladı.

Cari açığın yaklaşık yüzde 75’inin döviz rezervinin eritilerek, yüzde 5’inin de kaynağı belirsiz para girişiyle karşılandığını açıklarken, 1 yılda Net Hata-Noksan kaleminden girişin 25 milyar dolar olduğunu, cari açığın bilinen imkanlarla finanse edilmesinin giderek güçleştiğini ifade ediyor.

İşsizliğe dair bir diğer dikkat çeken analiz de Paraanaliz’de Çetin Ünsalan tarafından yapılıyor. TÜİK verilerinin güvenilirliği sorgulanırken, diğer yandan da istihdam artışı için hiçbir adım atılmadığı da vurgulanıyor.

Ünsalan’ın analizinde, TÜİK’in son verilerine işsizliğin yüzde 10 düzeyinde olduğu belirtilirken, geniş tanımlı işsizlik yüzde 23,4 oluyor. 

Gerçek işsizlik oranlarının farklı olduğu tahmin edilirken, aynı bülten çelişkilere değiniliyor. Anket usulüyle verinin toplanma şekline göre, işsiz sayılmayan bir kesim olduğunu açıklayan Ünsalan, genç işsizliğin yüzde 19,2 olduğunu ancak ‘ne eğitim hayatında ne de iş hayatında’ olmayanların oranının yüzde 25 olduğunun görüldüğünü iletiyor ve soruyor: 

Genç işsizliğin nasıl yüzde 19,2 olduğunu birinin açıklaması gerekmiyor mu? 

Çelişkilerde işsizliğin 65 bin kişi artmasına karşılık, aynı bültende istihdamda 361 bin kişi azalış görülüyor. Bu da ayrı bir soru olarak yerini koruyor.

İşsizlik konusunda Prof. Dr. Binhan Elif Yılmaz’ın paylaşımı da dikkat çekiyor.

Alaattin Aktaş atıflı, işsizlik ve sanayi üretim verisi karşılaştırmasının açıklaması da göz çarpıyor.

Aktaş, ne demişti? ‘Şubat cari açığını enerji ve altın da açıklamıyor’ başlıklı yazısının son paragrafında, TÜİK’in deprem bölgesi veri toplamasında  işgücü istatistiklerinde sınırlı çalışma yaptığını, bunun doğru olduğunu belirtti. TÜİK’in ‘Adıyaman, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya ve Osmaniye’ işsizlik verisi toplamadığını, örneklem içindeki yüzde 7,8 payın araştırma yapılan iller üzerinde ağırlıklandırma yapılarak hesaplandığını öğrenmiştik. 

Aktaş, ‘depremin etkisinin göstergelere yansıtılamadığı, ilerleyen dönemde alan uygulamasına başlanabilmesi ile birlikte geçmiş dönemlere ait deprem etkisinin ölçülmesi ile ilgili çalışmaların yapılmasının planlandığı’ ifadesine yer verdi ve işsizlik oranının da yüzde 10’a yükseldiğini hatırlattı.

TÜİK’in bugün dikkat çeken verisi sanayi üretim olurken, sert düşüş görülmüştü. Sanayi üretimi yıllık bazda yüzde 8,2, aylık bazda da Sanayi üretimi aylık yüzde 6 oranında azaldı.

Deprem felaketi nedeniyle bölge illerden derlenen anketlerde yüzde 67 oranında cevap alınabildiği belirtildi.

Prof. Dr. Ali Hakan Kara ise, sanayi üretim verisi ile elektrik tüketim verisini karşılaştırıyor.

Ünlü ekonomistin paylaşımına gelen yorumlar da dikkat çekiyor.

Ekonomi modelinde öne çıkan üretimdeki tablonun da iç açmadığı ortaya çıkarken,

Sanayideki zorluklar dile getirilirken,

Verilerdeki çelişkiler de sıralandı.

Bir diğer dikkat çeken veri de inşaat maliyetleri endeksi oldu. Enflasyondaki düşüşe(!) karşın inşaat maliyet endeksi yıllık yüzde 72,37, aylık yüzde 2,08 artmıştı.

Bu veriye de dikkat çeken sorular gelmedi sanmazsınız sanırız. Tüm bu açılımlara sizin yorumunuz ne olur?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir